Mr ve Tomografi Görüntüleme Açıldı
Nisan 24, 2008
Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde MR ve Tomografi Görüntüleme Merkezi, Sakarya Valisi Hüseyin Atak’ın da katıldığı törenle hizmete girdi.
Sakarya’daki önemli bir eksiği gideren MR ve Tomografi Görüntüleme Merkezi’nin açılışına Vali Hüseyin Atak’ın yanı sıra, İl Sağlık Müdürü Hasan Bektaş, İl Müftüsü Sinan Cihan, İl Genel Meclisi Başkanı Fethi Sarıoğlu, Vergi Dairesi Başkanı Recep Alp, Sakarya Araştırma ve Eğitim Hastanesi Başhekimi Dr. Muzaffer Yılmaz ve çok sayıda davetli katıldı.
Törende konuşan Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Dr. Muzaffer Yılmaz, “Korucuk kampusünde günde ortalama 950- bin poliklinik hastası yararlanmaktadır. Hastanemizin heyet günlerinde poliklinik hasta sayımız bin 200′lere ulaşmaktadır. Hastanemizde 440 hasta yatağıyla hizmet veriyoruz. Hastanemizde nisan 2008 itibariyle 3 yeni ünite açıldı. Bunlardan biri Radyoloji Ünitesi, ikincisi MR ve Tomografi Görüntüleme Merkezi, Nükleer Tıp Sintigrafi Ünitesi’dir. Bu üniteler, Sağlık Bakanlığımızın genelgeleri doğrultusunda devlet bütçesine ek yük getirmeden, hizmet alım yoluyla gerçekleşmiştir. Bu sayede son teknoloji 2008 model bu cihazlarla ihtiyaç duyulan görüntüleme hizmetlerini halkımıza sunmak için gerekli bütün çalışmalar tamamlanmıştır” dedi.
Ardından MR ve Tomografi Görüntüleme Merkezi, Vali Hüseyin Atak’ın kurdeleyi kesmesiyle açıldı. MR ve Tomografi Görüntüleme Merkezi ve Nükleer Tıp Sintigrafisi Ünitesi’ni gezen Vali Hüseyin Atak, sağlık alanında yapılan yatrımlar sayesinde artık Sakaryalıların tedavi için çevre illere gitmeyeceğini söyledi.
Kanser mıknatısa yapışacak
Nisan 18, 2008
İngiliz bilimadamları mıknatıs kullanarak kanseri tedavi edebilecek bir yöntem geliştirildiğini açıkladı.
BBC’nin haberine göre, Sheffield, Keele ve Nottinghan üniversitelerinden uzmanlar, çok küçük mıknatısları, habis, kanserli urların tedavisinde kullanabileceklerini düşünüyor.
GEN TEDAVİSİNDE KULLANILACAK
Kanserli hücreleri genlerle öldürme fikri üzerinde bir kaç yıldır araştırmalar sürüyordu. İngiliz uzmanların üzerinde çalıştığı teknik de gen tedavisi diye adlandırılan yöntemin bir örneği.
Bazı kanserli hastalara, radyoterapi gibi geleneksel yöntemlerden çok daha başarılı bir tedavi sunabilmesi umuluyor.
Şimdiye kadar gen tedavisinde en büyük güçlüklerden biri kanserli hücrelerle mücadele eden genlerin habis urların içine yerleştirilmesi konusunda yaşanıyordu. Şimdi uzmanlar bu soruna bir çözüm bulduklarını söylüyor.
KANSERLİ HÜCRE MIKNATISA YAPIŞACAK
Araştırma fareler üzerinde yapılan deneylere dayanıyor. Farelerin kanından akyuvarlar alıyor ve bunların içine kanserle mücadele eden gen yerleştiriliyor.
Bunun yanı sıra aynı akyuvarların içine bir de ‘nano mıknatıs’ diye adlandırılan çok küçük mıknatıslar konuluyor.
Kanserle mücadele eden hücreler ve nano mıknatıslarla silahlanmış bu akyuvarlar, aynı fareye tekrar enjekte ediliyor. Manyetik akyuvarların kanserli ura doğru yönelip yapışmasını sağlamak için bir başka mıknatıs kullanılıyor.
Uzmanlar bu yöntemle gen tedavisinin şimdiye kadar denenen tüm yöntemlerden daha etkili bir şekilde uygulanabildiğini, kanserle mücadele genlerinin başarı şansının artırıldığını düşünüyor.
Genler hastadan alınan kana yerleştirileceği için vücudun bağışıklık sisteminin genleri reddetme ihtimali de azaltılmış oluyor.
Sağlık Karnesine Artık Gerek yok
Nisan 15, 2008
Sosyal Güvenlik Reformu’nun sağlık ayağındaki bürokrasiyi azaltacak adımlarına bir yenisi daha eklendi. Serbest meslek erbabının tamamı, memurların ise emeklileri için sağlık karnesi uygulaması kaldırıldı.
Söz konusu kolaylık ilk olarak bu yıl başında işçi emeklilerine sağlanmıştı. Böylece sadece çalışan memurlar sağlık karnesi kullanma durumunda kalırken, yetkililer, “Amacımız, aktif ya da emekli sigortalımızın memnuniyet seviyesinin artırılması. Bürokratik işlemlerin azaltılması, işgücü ve zamandan tasarruf sağlanması. Bu çerçevede yakın bir zamanda halen çalışan Emekli Sandığı mensupları da hastaneye karnesiz gidebilecek.” açıklamasında bulundu.
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), yayınladığı bir genelgeyle SSK emeklilerinden sonra Emekli Sandığı emeklileri ile bütün Bağ-Kur’lular için sağlık karnesi uygulamasına son verdi.
SİGORTALILARA TC KİMLİK NO’SU YETECEK
Artık çalışan memurlar dışındaki bütün sigortalılar, sağlıkla ilgili işlemlerin hepsini, TC kimlik numarasıyla yapabilecek. Mevcut karneler, sayfaları tükenene kadar kullanılabilecek. Ancak bugünden itibaren yeni sağlık karnesi verilmeyecek.
EMEKLİLER NE YAPACAK?
Fakat emekli olanların TC kimlik numarası ve emeklilik evraklarıyla il müdürlüklerine giderek, aktivasyonlarını yaptırmaları gerekiyor. Ardından TC kimlik numarasıyla tedavi olup, ilaç alabilecekler. İlaçlar, sağlık kuruluşlarının reçetelerine yazılacak. Reçetelere eklenecek TC kimlik numaraları, SGK’nın elektronik sisteminden kontrol edilecek.
AKILLI KART ÇIKMADAN KARNE KALKTI
ağlık karnesi uygulamasının ‘akıllı kart’ın devreye girmesiyle birlikte son bulması bekleniyordu. Ancak SGK’nın, projede gecikme yaşanacağı bilgisini alması üzerine bu adımı attığı öğrenildi. Akıllı kartta pilot uygulamanın mart ayında başlayacağı duyurulmuştu. Ancak ilk başta sağlık alanında kullanılması düşünülen çipli kart, daha sonra bütün kimliklerin yerine geçecek vatandaşlık kartına dönüştürüldü. Böylece projenin kapsamı genişledi.
Ülkede yaşayan herkesi kapsayacak bu projenin tam olarak yürürlüğe girmesinin 2-3 yılı bulacağı belirtiliyor. Bu yüzden SGK yönetimi sağlık karnelerini kademeli olarak kaldırmayı planladı ve ilk olarak Ocak 2008 itibarıyla SSK emeklilerinin kimlik numaraları ile muayene olmalarına imkân tanındı. Yeni genelge, bütün emekliler için sağlık karnesini kaldırdı. Ayrıca aktif olarak çalışan Bağ-Kur’lulara da aynı kolaylık sağlandı. Sigorta primi yatırmaya devam eden serbest meslek erbabı da muayene ve tedavilerinde sadece TC kimlik No’sunu verecek. Görevliye, nüfus cüzdanı ya da bunun yerine geçen kimlik kartlarını gösterecek. Aktif SSK’lılar da 1 Haziran 2008 itibarıyla sağlık karnesine gerek olmadan muayene olabilecek.
SADECE KAMUDA ÇALIŞANLAR KARNELİ
Gelinen noktada sadece kamuda çalışan memurlardan sağlık karnesi istenecek. Memurların da kısa bir süre sonra sisteme dahil edilmesi bekleniyor. Gengelge ile reçete sistemine de yeni düzenleme getirilmiş oldu. Sahtecilik ve benzeri uygulamaların önüne geçmek için reçetelere TC kimlik numarası eklenecek. Ayrıca hekimin adı soyadı, kurumun adı, hekimin ana uzmanlık dalı ile birlikte var ise yan uzmanlık dalı, asistanlar için ihtisas yaptığı uzmanlık dalı, hekimin diploma numarası ve hekimin ıslak imzası mutlaka yer alacak. Bu reçetelerde, kurum başhekiminin onayı ve mührü aranmayacak. (Zaman)
Bu ilaç yasaklandı!
Nisan 10, 2008
Sağlık Bakanlığı pıhtılaşmaya karşı kan inceltici olarak kullanılan “Heparin” adlı ilacın ülkemiz de dahil olmak üzere tüm dünyada yasaklandığını söyledi. İlaç, eczane, depo ve hastanelerden toplatılacak.
ABD’de, “Heparin” yüzünden geçen yıl başından bu yana 100′ün üzerinde hasta ölmüştü. İlaç hakkında uzunca süredir bir kuşku vardı.
ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nin (FDA) bir ay önce yaptığı açıklamada, ilacın mide bulantısı, kusma ve solunum güçlüğünün yanı sıra alerjik tipte yan etkilerinin olduğu bildirilmiş; fakat yeterli delil olmadığı için üretim durdurulamamıştı.
Türkiye’ye Vem İlaç tarafından ithal edilen ve Çin’de üretilen Heparin reçetesiz satılmıyordu.
NE İÇİN KULLANILIYORDU?
Böbrek hastalarına uygulanan hemodiyaliz işlemi ve açık kalp ameliyatları sırasında kan pıhtılaşmalarını önlemek için, toplardamar içine iğneyle verilerek kullanılıyordu.
Kaynak: Bugün
Ağrı kesici içerken dikkat!
Nisan 7, 2008
Ağrı kesicilerin böbrekler için çok zararlı olduğunu belirten Bursa Diyaliz Hastaları Derneği Başkanı Doktor Adnan Bıyıklı, “Her baş ağrısı ve kas ağrısı için ağrı kesici içilmemelidir. Ağrı kesiciler böbrekler için olumsuz etki yapıp deformeye sebep oluyor” dedi. Diyabet ve hipertansiyon hastalarına önemli uyarılarda bulunan Dr. Adnan Bıyıklı, böbrek yetmezliğine sebep olan diyabet ve hipertansiyonun insan sağlığı üzerindeki etkisini anlatarak, sık ağrı kesici kullanmanın böbreklere zarar verdiğini ifade etti.
TAHLİL YAPTIRMAK ŞART
Diyabet ve hipertansiyonu olanların sık sık tahlil yaptırmasını isteyen Bıyıklı, “Amacımız, kronik böbrek hastaları ile ilgili bilgilendirme ve hastalığı önlemeye yardımcı olmak. Türkiye’de bir hastanın devlete yıllık maliyeti 28 bin dolar. Bu hastalardan yüzde 76’sı hemodiyaliz tedavisi görürken, yüzde 13’ü periton tedavisi görüyor.
DİYABET VE HİPERTANSİYON
Böbrek hastalığının en önde gelen sebepleri arasında halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabet ve hipertansiyon gelmektedir. Hedefimiz hasta olmayanları bilgilendiririken, böbrek hastalarının da hayat şartlarını iyileştirmektir” dedi.
Ağrı kesicilerin sık kullanılmasının, böbrekler için çok sakıncalı olduğunu belirten Dr. Bıyıklı, “Bizim ilk hedefimiz; hastalanmadan önce böbreklerimizi korumak olmalıdır. Bunun için bilinçli olmak önemlidir. Böbreğin geri dönüşsüz hastalanması, kronik böbrek hastalığı demektir. Diyaliz hastaları böbrek fonksiyonlarının yüzde 90’ını kaybettikten sonra diyalize giriyor. Buna diyabet ve hipertansiyon sebep oluyor. Her 10 kişiden birinde diyabet, birinde de hipertansiyon görülüyor. Ayrıca her baş ağrısı ve kas ağrısı için ağrı kesici içilmemelidir. Ağrı kesiciler böbrekler için olumsuz etki yapıp deformeye sebep oluyor.





Son Yorumlar