Ev almanın tam zamanı
Nisan 26, 2008
Türkiye Hazır Beton Üreticileri Birliği Başkanı Ayhan Paksoy, konutta iki tüketici olduğunu, yatırım amaçlı konut alan kişilerin, bu dönemde gayrimenkulun iyi bir yatırım aracı olmayacağını düşünmeye başladıklarını ifade ediyor.
Paksoy’a göre konutu kiradan kurtulmak için alacak olanlar için ise bu bir fırsat. Garanti Mortgage Genel Müdürü Cemal Onaran da ödeme koşullarının kolaylaşmasıyla konut almanın tam zamanı olduğunu söylüyor. Fiyatların düşme trendine girdiğini belirten Emlakium Yönetim Kurulu Başkanı Resul Medin de “Gayrımenkul riskin en düşük olduğu yatırım aracıdır. Şu anda çok uygun fiyatlı ve ödeme kolaylığı sağlayan projeler var. Doğru projeyi bulan tüketiciler beklemesinler” diyor.
TANITIM ATAĞI
Kiradan kurtulmak isteyen kesimi eskisinden daha çok dikkate alan firmalar, onların alım gücünü göz önüne alan düzenlemeler yapmaya yöneldi. Firmalar kişiye özel ödeme planı hazırlıyor. Bununla birlikte bilgilendirme çalışmalarını da artırdı. Soyak iki ay önce çağrı merkezini devreye sokarken, Garanti Mortgage da 444 EVİM hattını açtı. Cemal Onaran, bu yıl 80 bin çağrı beklediklerini ve 2000 konut kredisi kullanımına ulaşmayı hedeflediklerini belirtiyor.
YATIRIMCI SATIYOR
Parasını uygun maliyetli konut yatırımlarında değerlendiren yatırımcıların ise devir işlemlerini hızlandırdıkları görülüyor. Konut projelerine topraktan girerek prim yapan yatırımcılar, sahibinden.com, mynet gibi sitelere ilanlar vererek bir an önce birikimi nakde çevirmek istiyor. Bu eğilimin bir süre sonra konut fiyatlarını düşürmesi bekleniyor. Resul Medin, güvenilir projelerden yatırım amaçlı alanların teslime yakın sattıklarında yüzde 40′a yakın prim yaptıklarını ifade ediyor.
Çilek Yetiştiricilerine Özel İdare Desteği
Nisan 21, 2008
Sakarya Valiliği İl Özel İdaresi, geçtiğimiz yıl başarıyla uygulanan ve çiftçinin yüzünü güldüren çilek yetiştiriciliğini, bu yıl da desteklemeye karar verdi.
İl Encümeninin yaptığı son toplantıda, çilek yetiştiriciliğinin yaygınlaştırılması, modern üretim yapılması ve üstün verimlilik sağlanması için çilek fidesi satın alınması amacıyla ödenek ayrıldı.
Adapazarı Merkez, Geyve, Pamukova, Karasu ve Taraklı ilçelerinde devam ettirilecek olan proje için, yaklaşık 100 bin YTL tahsis edildi. Başvuru yapan ve çiftçi katkısını ödemeyi kabul eden 99 çiftçiye ait bahçelerde ekimi yapılmak üzere alınacak çilek fidelerinin bedeli İl Özel İdaresi Bütçesinden ödenecek.
ATSO 4 Ayda 398 Yeni Kayıt Aldı
Nisan 19, 2008
Adapazarı Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erol Öztürk, 2 Ocak-15 Nisan tarihleri arasında ATSO’ya 398 yeni üyenin kayıt yaptırdığını söyledi.
Öztürk, yaptığı açıklamada, dünyayı saran global krize ülke içindeki siyasi sorunların eklenmesiyle her kesimde bir tedirginliğinin baş gösterdiğini, mali piyasaların oldukça hassas bir sürece girdiğini kaydetti. Krizin büyüme kaygısının müteşebbisleri endişelendirdiğini belirten Öztürk, şirket sermayelerinin küçültüldüğü ya da şirketlerin kapandığı vurguladı. Yeni yatırımlar yapmak isteyen iş adamlarının bu kararlarını bir kez daha gözden geçirmek zorunda kaldıkları bir süreçten geçildiğini ifade eden Öztürk, şöyle konuştu: ”İlimiz sanayici ve iş adamlarının, bu süreci en az kayıpla atlatabilmesi için temkinli olmaları önemli. Şu an itibariyle gelinen noktada, küçük esnaflarımız ve iş adamlarımız zor bir dönemden geçmekte, piyasada nakit para akışının olmadığı, senet ödeme problemlerinin yaşandığı, çeklerin karşılıksız çıkabildiği bir Sakarya ekonomik tablosu izlemekteyiz. Ekonomik gidişattaki bu tabloya karşın 2 Ocak-15 Nisan tarihleri arasında odamıza 398 yeni üye kayıt yaptırdı. Yine aynı dönemde çeşitli nedenlerden dolayı 57 üye kaydını sildirmiştir. Diğer yandan odamızın toplam faal üye sayısı 8 bin 650′dir
İthalatta Unakıtan bağlantısı çıktı
Nisan 18, 2008
Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) krize neden olan çeltik satışında en büyük payı, şaibeli mısır ithalatında Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ‘ın oğlu Abdullah Unakıtan ile birlikte hareket eden Akel Şirketler Grubu’na verdiği ortaya çıktı. TMO’nun satış yaptığı dönemde çeltikten üretilen pirinç fiyatları yüzde 58 artınca, Akel TMO’nun satışından büyük kâr elde etti.
TMO’nun yaklaşık iki hafta önce yaptığı toplam 31 bin 452 tonluk çeltik satışında, Akel Şirketler Grubu’na ait Ak-Ün Gıda Sanayi 4 bin 39 ton, Yetiş Gıda Sanayi ise bin 647 ton alım yaptı. Böylece Akel Şirketler Grubu 5 bin 676 ton ile TMO satışından yüzde 18′lik pay aldı.
TMO’nun satış yaptığı süreçte, çeltikten üretilen pirinç fiyatları Türkiye genelinde yüzde 58 artınca, Akel başta olmak üzere TMO’dan çeltik alan firmalar büyük oranda kâr etti. Tarım Bakanı Mehdi Eker de dün düzenlediği basın toplantısında pirinçteki sorunun “ellerinde pirinç veya çeltik bulunan firmalardan kaynaklandığını” söyledi.
Akel firması, Unakıtan’ın oğlu Abdullah Unakıtan’ın şirketi AB Gıda adına, 2004′te yüzde 80 olarak uygulanan gümrük vergisinin 3 aylığına yüzde 25′e düşürülmesinin ardından 582 ton 225 kilogram mısır ithal etmişti.
Akel Şirketler Grubu, çeltik, pirinç ve mısırın da aralarında yer aldığı çok sayıda tarım ürününün ve bazı genel ticaret mallarının, ithalat, imalat, paketleme, yurtiçi pazarlama, dağıtım ve ihracatını yapıyor. Akel Şirketler Grubu adına herhangi bir yetkili Cumhuriyet ‘e açıklama yapmak istemedi.
Kaynak: 
1 hafta pirinç almayın!
Nisan 16, 2008
Üreticiden “depolarımız çeltik dolu” açıklaması gelirken, ne hikmetse fiyatlar fahiş oranda artırılıyor. Fırsatçı tüccarlara karşı halk tüketici dernekleri harekete geçti. Bir hafta pirinç almayın kampanyası başlatıldı.

Çevre Ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER), pirinç fiyatlarındaki artışı afişle boykot ederek şu çağrıyı yapıyor;
* ”Bu milli davada sessiz ve tarafsız kalma! Fırsatçının pirinç oyunu. Hakkınıza sahip çıkın. Bir hafta pirinç almayın ve yemeyin. Ülke geneli el birliğiyle boykota” .
ÇETKODER Genel Başkanı Mustafa Göktaş ”Piyasada dönen entrikalara göz yumacağımızı sanıyorlarsa aldanırlar, fırsatçı tüccarlara göz açtırmayacağız, gerekeni yapacağız” dedi.
Afişler yurt genelinde dağıtılacak. Tüm ÇETKODER üyeleri 17-24 Nisan tarihleri arasında pirinç tüketmeyecek.
TMO: VATANDAŞ SABRETSİN
Pirincin, buğday ve makarnayla ikame edilebileceğine işaret eden Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürü İsmail Kemaloğlu, şöyle devam etti:
”Kısa süreli fiyat hareketleri var, miktar sorunu yok. Dünyada fiyat artışı var, ama içeride fiyat artışı abartıldı. Vatandaş sabretsin. Biz gerekli ürünü arz ediyoruz. Biz de ithalat yetkisi aldık ithal ediyoruz. Mısır ihracatı kapattığı için panik yaşanıyor. İnsanlar sağduyulu davranırsa piyasa rahatlar. En kısa vadede ürün getireceğiz.”
DEPOLARIMIZ ÇELTİK DOLU
Bu açıklamaya karşılık Çeltik üreticileri depoların pirinç dolu olduğunu söylüyorlar. Yani birileri de ithalat yolu ile vurguna hazırlanıyor.
Edirne’nin İpsala ilçesinde çeltik fabrikası sahibi Mehmet Kerman, Türkiye’nin çeltik üretiminin üçte birinin İpsala’dan karşılandığını belirterek, ”Pirinç stokları yeterli seviyede. Depolarımız çeltik dolu” dedi.
Çeltiğin 45 gün önce tonunun 800 YTL’den işlem gördüğünü belirten Kerman, ”Bugün çeltiğin tonu bin 600 YTL’den işlem görüyor. Çeltiği işleyip pirinç haline getiren fabrikalarda, piyasaya toptan çeltiğin tonunu 2 bin 700 YTL’den satıyor. Ancak, şu anda talepte bir daralma var” dedi.
Bankalar’dan 2008 uyarıları
Nisan 10, 2008
Türkiye İş Bankası, uluslararası piyasalarda risk algılamasının artması ve cari işlemler açığının yüksek düzeylerde seyretmesi nedeniyle, yabancı sermaye girişlerinin önümüzdeki dönemde de Türkiye ekonomisi açısından kritik unsur olmaya devam etmesini bekliyor..
Oyakbank da, Bu yıl büyüme yüzde 3,9 gibi düşük bir seviyede kalacak, ancak 2009′da Merkez Bankası’nın yeniden faiz indirimlerine başlamasının da desteğiyle, büyük olasılıkla aşamalı bir canlanma görüleceğini tahmin ediyor.
Türkiye iş Bankası’nın hazırladığı ”Dünya ve Türkiye Ekonomisinde Gelişmeler” ile Oyakbank Hazine Grubu Ekonomik Araştırmalar Bölümü tarafından hazırlanan bültenlerde, Türkiye ekonomisinde yaşanan son gelişmeler değerlendirildi.
Bültene göre, yurt dışında ve yurt içinde belirsizliklerin yoğunlaştığı bir ortamda 2008 yılında büyümenin güçlü bir performans göstermesi zorlaşmakta. Global piyasalardaki belirsizlikler ile enerji fiyatlarına ilişkin gelişmeler, dış ticaret açığı üzerindeki artırıcı yönde baskısını sürdürüyor. Öte yandan, önümüzdeki dönemde YTL’deki değer kaybının ihracat ve ithalat
üzerindeki etkileri de büyük önem taşıyacak.
KIRILGAN EKONOMİ
Oyakbank Başekonomisti Şengül Dağdeviren tarafından hazırlanan ”Hafızamızı tazelemek” başlıklı bültene göre, bu ortamda, Türkiye, yüksek cari açığı, yüksek enflasyonu ve yüksek özel sektör dış borçları ile en kırılgan ekonomilerden biri görülüyor.
Türkiye’nin 2007 sonu itibarıyla net kamu borç stoku ve net dış borç stokunun GSYH’ye oranları sırasıyla yüzde 29,1 ve yüzde 20,2 düzeyi ile yatırım düzeyinde kredi derecelendirmesine denk düzeyde.
Yüzde 9,1 düzeyindeki enflasyon ise her ne kadar hedefin ciddi anlamda üzerinde seyretse de, diğer ülkelerdeki eğilimin tersine bir önceki yılki seviyesinin altında ve ekonomi hali hazırda bir yavaşlama eğiliminde bu da dış dengedeki baskıyı azaltmış durumda.
POLİTİK BELİRSİZLİKLER
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının AKP hakkında laik devleti ortadan kaldırmaya yönelik eylemleri nedeniyle açtığı kapatma davasının yarattığı politik belirsizliklerin azımsanamayacağı bir gerçek ve kısa vadede zayıf iç talep, kırılgan dış piyasa ortamında büyük olasılıkla en çok ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyecek.
2009′DA CANLANMA TRENDİ
Bültene göre, 2009 yılında ekonominin yeniden aşamalı bir ivmelenme sürecine girmesi hala güçlü bir olasılık. Bu yılı yüzde 7,6 civarında kapatmasını bekledikleri enflasyonun, 2009′da yüzde 5′ler seviyelerine gerilemesi öngörülüyor.
Bu yıl büyüme yüzde 3,9 gibi düşük bir seviyede kalacak, ancak 2009′da MB’nin yeniden faiz indirimlerine başlamasının da desteğiyle büyük olasılıkla aşamalı bir canlanma görülecek.
Hem çevrevci hem ekonomik
Nisan 9, 2008
Daha fazla yakıt ekonomisi sağlayan ve daha az CO2 emisyonuna yol açan UrbanConcept (görünüş olarak yol amaçlı normal otomobillere benzeyen) tasarım ve teknolojiler otomotiv sanayiine yol gösteriyor.
Hiç kuşkusuz enerji, 21. yüzyılın en büyük sorunlarından birini oluşturuyor. İnsanlık bir yandan artan talebi karşılamak, bir yandan enerji ikmal güvenliğini sağlamak, bir yandan da çevreye ve topluma olan olumsuz etkileri azaltmak gibi zor bir görevle karşı karşıya.
CO2 emisyonlarını azaltmak, alternatif yakıtlar geliştirmek ve yaratıcı teknolojiler ortaya koymak, sürdürülebilir ulaşım hedefini gerçekleştirmek için hayati önem taşıyor. Shell Eco-marathon ilk başladığı günden itibaren bunu misyon olarak üstlenmiş durumda. Avrupa’nın dört bir yanından gelen öğrenciler, tek bir litre yakıt eşdeğeri ile akıl almaz mesafeler kat edebilen araçlar tasarlıyorlar, üretiyorlar ve böylece ulaşımı daha sürdürülebilir ve herkes tarafından erişebilir kılacak çözümler geliştirilmesine katkıda bulunuyorlar.
Bu yılki Shell Eco-marathon, Fransa’nın Nogaro Yarış Pisti’nde 22 ile 24 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek.
Türkiye’den 4 ekip
UrbanConcept kategorisi ilk kez 2003 yılında Shell Eco-marathon’a dahil edildi. Bu kategorideki araçlar, 1985’ten bu yana Shell Eco-marathon’da yarışan deneysel prototip araçlarla kıyaslandığında günümüzde kullandığımız geleneksel araçlara daha çok benziyorlar. Örneğin, Prototip araçlardan farklı olarak bir UrbanConcept aracının dört tekerleği, bir direksiyonu, ön ve arka farları, bir sürücü koltuğu, fren pedalı ve kapıları olmak zorunda.
UrbanConcept kategorisinin popülaritesi başlangıcından bu yana sürekli yükselişte olduğundan, her yıl katılımcı takım sayısı artıyor. Takım sayısının ortalama artış hızı yüzde 43. Bu yıl 58 takım bu kategoride yarışacak. Geçen yıla göre bu sayı yüzde 45 oranında bir artışı temsil ediyor.
Katılımcıların ülke dağılımı ise şöyle: Belçika, Fransa, Almanya, Yunanistan, Macaristan, İtalya, Portekiz, Polonya, Romanya, Singapur, İspanya, İsveç, Hollanda ve Türkiye.
Türkiye’yi UrbanConcept kategorisinde tasarladıkları hidnojen otomobilleriyle temsil edecek okullar ise şöyle: İstanbul Teknik Üniversitesi, Sakarya Üniversitesi, Çukurova Üniversitesi ve Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi.
“UrbanConcept kategorisinin çekiciliğinin artması bizi çok sevindiriyor,” diye duygularını ifade ediyor Shell Eco-Marathon Avrupa Teknik Müdürü Vincent Tertois, ve sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu kategorinin gelişmesi için elimizden geleni yapmak istiyoruz. Çünkü UrbanConcept yalnızca çok geniş bir yaratıcılık potansiyeli sunmakla kalmıyor, aynı zamanda Prototype kategorisine kıyasla bugünün araçlarına daha yakın olduğundan alternatif yakıtlar geliştirme ve CO2 emisyonlarını düşürme çalışmalarına da katkıda bulunuyor.”
UrbanConcept kategorisinin bu yılki katılımcılarının yarısına yakın kısmının alternatif yakıtlar kullanması (58 takımdan 26’sı), bunların da yarısının Hidrojen yakıt hücresi ile donatılmış olması (geçen yıl 8 takımken, bu yıl takım sayısı 13’e çıkmış durumda) daha da umut verici bir gelişme. Bu yıl kullanılan diğer alternatif enerji kaynakları ise ethanol, biyo-yakıtlar (6 takım), güneş enerjisi (5 takım) ve GTL (Gazdan Sıvıya Dönüşüm yakıtı) (2 takım).
Ayrı bir UrbanConcept yarışı
Prototip’lere göre daha büyük ve daha ağır olduklarından, tüm katılımcıların emniyetini güvence altına almak açısından UrbanConcept araçlar için ayrı bir yarış düzenleniyor. Bu yarışta ayrıca pist daha gerçekçi kent içi ulaşım koşulları ile donatılıyor. Örneğin üç zorunlu duruş ve kalkış kuralı uygulanıyor.
Dolayısıyla UrbanConcept araçların kat ettikleri yol Prototip araçlar kadar uzun değil. 2005 yılında Fransız Lycée Louis Delage takımının içten yanmalı UrbanConcept araçları bir litre eşdeğeri yakıtla tam 425 kilometre yol yaptılar. Danimarka Teknik Üniversitesinden gelen takım da, Yakıt Hücresi kategorisinde 2006 yılında bir litre eşdeğeri yakıtla 810 km. mesafe kat etti.
Bu yılın katılımcı takımları hiç kuşkusuz daha da yaratıcı ve yenilikçi fikirlerle gelecek ve bu rekorları da kıracaklar.
CO2 emisyonlarını düşürmek ve sürdürülebilir ulaşımı geliştirmek için
Shell Eco-marathon yalnızca yakıt ekonomisinden ibaret değil. Sürdürülebilir ulaşımın en önemli sorunlarından biri olan CO2 emisyonlarını azaltmak da yarışın bir diğer hedefi. Nitekim bunun için özel bir ödül de konulmuş durumda. Gerek Prototip, gerekse UrbanConcept kategorisini kapsayan “İklim Dostluğu Ödülü“, en düşük CO2 emisyonuna neden olan araçları geliştiren ve üreten takımlara veriliyor.
UrbanConcept araçlar günümüz taşıtlarına daha yakın olduklarından bu kategoride daha az CO2 emisyonu sağlamak için geliştirilen teknik yenilikler ticari araçlarda neler yapabileceğine ilişkin çok değerli örnekler sunuyorlar.
Örneğin 2007 Shell Eco-marathon’da Danimarka Teknik Üniversitesi’nden DTU Roadrunners takımı UrbanConcept kategorisinde km başına 9g CO2 emisyonuna neden olarak, bir önceki km başına 15 g düzeyindeki rekoru kırmayı başardı. Prototip kategorisindeki 2006 yılında Fransız Lycée de la Joliverie takımının kırdığı rekor ise daha da inanılmazdı. Takım 7 turda sadece 14 g CO2 emisyonu üreterek, km başına 0.5 g gibi mucize bir seviyeyi gerçekleştirdi.
Bu rakamların ne ifade ettiğini ancak bir kıyaslama yaparak anlayabiliriz: Bugün Avrupa’da bir binek aracı, km başına 160g CO2 emisyonu üretiyor!
Shell’in CO2 emisyonlarından sorumlu Başkan Yardımcısı Bill Spence bu konuda görüşlerini şöyle açıklıyor: “Shell Eco-marathon öğrencilerin fütüristik, deneysel araçlar geliştirdikleri herhangi bir yarış değildir. Her yıl öğrencilerin yakıt ekonomisini geliştiren ve CO2 emisyonlarını azaltan yaratıcı çözümlerini gördükçe her defasında daha da büyük bir hayranlık duyuyoruz. Katılımcıların bu çabaları ticari ölçekte uygulamaya konabilecek yarının sürdürülebilir ulaşım çözümlerine, dolayısıyla Avrupa Birliği’nin araç emisyonlarını düşürme doğrultusundaki çalışmalarına katkıda bulunuyor.”
IMF’den can alıcı uyarılar
Nisan 9, 2008
IMF, kredi sıkışıklığının getireceği potansiyel kayıpların toplam maliyetinin 945 milyar dolara ulaşacağını, hatta daha da fazla olabileceğini bildirdi.
Uluslararası Para Fonu (IMF), kayıpların, yüksek riskli konut kredisi alanından, ticari emlak, bireysel ve kurumsal krediler gibi diğer alanlara da yayılmakta olduğunu söyledi.
Örgüt, borç pazarındaki riski tahmin edebilme konusunda finans kuruluşlarınca ‘paylaşılan bir başarısızlık’ bulunduğunu söyledi.
IMF’ye göre, piyasaların dengeye girebilmesi için katı önlemler ve hükümet müdahaleleri gerekebilecek.
IMF’nin ‘Küresel İstikrar Raporu’, şu uyarıda bulunuyor:
“Başlıca merkez bankalarının yaptığı emsali görülmemiş müdahalelere rağmen, finans piyasaları ciddi bir baskı altında bulunmaya devam etmektedir. Bu durum şimdi daha da kaygı verici bir makro ekonomik ortam, zayıf sermayeli kuruluşlar ve borcun sermayedeki oranının artışı ile birleşmiştir.”
Küresel ekonomiye ilişkin gözlemlerini aktaran IMF, kredi sıkışıklığının etkilerinin daha önceki benzer durumlara kıyasla ‘daha geniş, daha derin ve daha uzun süreli’ olacağını söyledi.
Kuruluş bunun gerekçesini ise ‘menkul kıymete dayalı yapı ve sermaye-borç oranlarının düzeyine’ bağladı.
|
|
IMF, kredi sıkışıklığının getireceği potansiyel kayıpların toplam maliyetinin 945 milyar dolara ulaşacağını, hatta daha da fazla olabileceğini bildirdi.
IMF zirvesi bu hafta
Washington’da bu hafta sonunda IMF’nin bahar dönemi toplantıları yapılacak.
Raporun açıklanması da işte bu toplantıda dünya finans liderlerinin buluşmasının öncesine denk geliyor.
IMF’nin Çarşamba günü de dünya ekonomisine ilişkin tahminlerini aşağı çekmesi ve ABD ekonomisinde keskin bir yavaşlamanın kapıda olduğunu teyit etmesi bekleniyor.
Geçtiğimiz günlerde hem IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn, hem de ABD Hazine Bakanı Henry Paulson, ulusal ve uluslararası finansal düzenlemelerde büyük değişiklikler yapılması gerektiği uyarısında bulunmuşlardı.( Kaynak: BBC Türkçe)
İddianame borsayı kapattı
Nisan 9, 2008
Yılın ilk 3 ayında borsadan 980 milyon dolarlık yabancı çıkışı oldu.
Ancak dikkat çeken ise bu paranın üçte birinin kapatma davasının konuşulduğu 15 günlük dönemde gelmesi oldu..
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Turan Erol, bu yılın ilk üç ayında İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’ndan (İMKB) yabancı çıkışının yaklaşık 980 milyon dolar olduğunu, bunun 329 milyon dolarının siyasi gelişmelerin başladığı 14-31 Mart arasında gerçekleştiğini belirtti.
BİZDEN DAHA FAZLA DÜŞEN TEK ÇİN OLDU
Erol, “Mart ayının ikinci yarısından itibaren siyasi belirsizlikten dolayı İMKB, hem getiri hem de yabancı hareketi olarak olumsuz etkilendi” derken, söz konusu 14-31 Mart arasındaki dönemde İMKB 100 endeksinin yüzde 8.4 düşüş gösterdiğine dikkat çekti. Erol, “Bizden daha fazla düşen bir tek Çin Borsası oldu. 22 borsadan 16’sı düşüş bile göstermemiş. Söz konusu iki hafta daha bağımsız ve negatif yönde hareket eder durumda oldu” dedi.
ZOR KISMI İYİ ATLATTIK
Ancak toparlanmanın başladığını belirten Erol, küresel düzeyde finansal piyasalarda yaşanan gelişmelerin “zor kısmını iyi atlattıklarını” dile getirdi. Erol, şunları söyledi: “Zor kısmı dibi görünmeden önceki kısmıydı. Temel göstergelere baktığınızda kredi piyasalarında dibi gördük, en kötüsü görüldü. Artık yavaş yavaş düzelebilir imajı oluşmaya başladı. ABD ekonomisinin durgunluğa gireceği belliydi. Beklenmedik olan finansal piyasalardaki çöküştü; burada da netlik görülmeye başladı.”
AÇIK POZİSYONDA SORUN YOK
İMKB’de finans dışı toplam 216 halka açık reel sektör şirketleriyle ilgili olarak yaptıkları çalışmanın sonuçlarını da aktaran Erol, şu bilgileri verdi: “Açık pozisyonlarında sorun yok. Önemli olan borcun seviyesinden ziyade borcun şirketin değerine, bilançosuna oranı. Buna baktığımızda şirketlerin döviz borçlarının toplam aktiflerine oranı 2006 yılı sonunda yüzde 8.9 iken Haziran 2007 sonunda yüzde 10.4’a çıkmış. Net yabancı para pozisyon açığı miktar olarak da 2006 yılı sonunda 8.3 milyar dolar iken Haziran 2007 sonunda 10.7 milyar dolar. Bu şirketler ihracatçı şirketler, yabancı bankalar kredi kullanırken mutlaka döviz kazanma kapasitelerine bakıyorlar.”
YÜZDE 30 KÁRLILIK VAR
Borsa şirketlerinin 2007 yılı konsolide bilançoları kapsamında yaptıkları ön değerlendirmeye göre ortalama yüzde 30 kárlılık görüldüğünü belirten Erol, şunları söyledi: “Her şeye rağmen şirketlerin ekonomiyle beraber büyüme potansiyeli var. Bir yandan da borçluluk oranı oldukça düşük dünya standartlarının altında. Borç her zaman öcü değil. Şirketler büyüyor, ödeme kapasitesi ve ihracat oranı önemli. Döviz açık pozisyonu olan şirketlerin ihracatlarının açık pozisyona oranları nedir diye baktık. Açık pozisyonda olan şirketlerin bunun 1.4 katı fazla ihracatı var. Bu konuda karamsar değilim.”
TÜRKİYE AĞIRLIĞI ARTACAK
Erol, yabancı kurumsal yatırımcıların hisse senedi piyasalarına yatırım yaparken göz önünde bulundurdukları “Gelişmekte Olan Piyasalar Endeksleri”nde Türkiye’nin ağırlığını artırmak için geçen yazdan bu yana bir dizi çalışmalar yaptıklarını açıkladı. Türkiye’nin geçen hafta kredi notu görünümünün düşürüldüğünü anımsatan Erol, bu tür gelişmelerin çalışmalarını etkilemediğini vurguladı.
Ev almak isteyenler krizi takmıyor
Nisan 7, 2008
Global piyasalardaki kriz ve artan iç siyasi belirsizliğe bağlı olarak yükselen faizlere rağmen konut kredilerine talep hız kesmeden devam ediyor.
Ev almak isteyenlerin bankalardan sağladıkları konut kredileri, yılbaşından bu yana 3 milyar YTL artarak 33 milyar 833 milyon YTL’ye ulaştı. Konut kredilerinde ilk üç ayda yaşanan yüzde 9.76’lık yükseliş 2007 yılının ilk çeyreğindeki büyümeyi de geride bıraktı. Geçen yılın ilk üç ayında yüzde 5.15 artan konut kredilerinde haftalık büyüme oranlarında bir düşüşün yaşanmadığı görülüyor.
Faiz 1.5’i aşarsa talep zor
Uzmanlar, konut kredilerindeki artışı sıfırdan konut yapan proje şirketlerin kampanyalarına, ev fiyatlarındaki düşüşe ve faizlerin daha da artacağı beklentisine bağlıyor. Konut kredilerinin şu ana kadar global krizden pek etkilenmediğini ifade eden Akbank Bireysel Bankacılık Pazarlama Bölüm Başkanı Cem Muratoğlu, “Konut kredilerinde haftalık büyüme rakamları iyi. Sıfırdan konut yapan şirketlerin kampanyaları kredi talebinin devamını sağlıyor. İkinci el konut kredilerinde düşüş var” dedi.
Muratoğlu, yılın ilk ayında yüzde 1.34 olan konut kredisi faizlerinin yüzde 1.50’ye yükseldiğini hatırlatarak faizlerin bu seviyenin de üzerine çıkması halinde kredi talebinin durabileceği uyarısında bulundu. Ev fiyatlarında yaşanan düşüşün de kredi talebine olumlu yansıdığının altını çizen Muratoğlu, “Yüksek faizden kredi alanlar önümüzdeki dönemde olası bir faiz düşüşünde kredilerini yeniden yapılandırabilir” diye konuştu. Öte yandan yabancı bir bankanın muhasebe kayıtlarında değişikliğe gitmesi ve bazı kredilerini konut kredisi altında toplamasının da kredi artışında etkili olduğu söyleniyor.
İnşaat firmalarının kredi faizlerindeki artışın olumsuz etkisini ortadan kaldırmak için konut fiyatlarında yüzde 15-20 indirimler yaptığını söyleyen Turyap Yönetim Kurulu Üyesi Başak Soner, nakite olan ihtiyacın artmasının ikinci elde hareketliliğe neden olduğunu belirtti.
Fiyatlar daha da düşer
Her türlü pazarlık teklifine açık satıcılar görmeye başladıklarını ifade eden Soner, “Sıkıntıda olanlar haraç mezat satış yapacaktır. İkinci el konutta bu nedenle fiyatlar yüzde 15-20 düşebilir. Nakit sıkıntısıyla yapılan satışlar faizlerin yükseliyor olmasına rağmen konut satışlarını artıracaktır” dedi.





Son Yorumlar